19 Mart 2017 Pazar

Osmanlı Döneminde Sanata Giriş




OSMANLI'DA SANATA GİRİŞ:

Anadolu Selçukluları döneminde Söğüt ve çevresine yerleşen Osmanlılar, 13.
yüzyıl sonlarında bağımsız bir devlet kurmuşlardır. Kısa sürede fetihlerle
genişleyen bu devletin başkentleri 1326 yılında Bursa, 1361 yılında Edirne ve
1453 yılında İstanbul olmuş; 16. yüzyıl ortalarında da Asya, Doğu Avrupa ve
Kuzey Afrika'ya kadar yayılan bir imparatorluk haline gelmiştir.

Osmanlı sanatının erken dönemden itibaren en belirgin özelliği, Ehli Hiref örgütündeki
nakkaşların hazırladığı desenlerin, saraya bağlı sanatçılar tarafından tezhipten
  madene, çiniden seramiğe, kumaştan halıya kadar tüm eserlerde uygulanması ile
üslup ve desen birliğinin sağlanmış olmasıdır. Erken Osmanlı eserlerinde en
yaygın süsleme motifleri, dal kıvrımları üzerinde stilize hatayi çiçekleri,
palmet ve lotuslarla zenginleştirilmiş rumi kıvrımları, geometrik kompozisyonlar
  ve 15. yüzyıl sonlarından itibaren çin bulutu motifleridir.

Klasik Osmanlı
üslubunun gelişmeye başladığı 16. yüzyıl ilk yarısında, Kanuni Sultan
Süleyman'ın nakkaşbaşı Şahkulu'dur ve bu dönemde Sazyolu denilen yeni bir üslup
oluşmuştur. Saz üslubunun ana motifleri hatayi, sivri uçlu iri kıvrık yapraklar
ve bazen aralarına serpiştirilmiş kuşlar ve efsanevî yaratıklardır. Pars
beneklerini simgeleyen üç benek (çintemani) ve kaplan postunu simgeleyen dalgalı
bulut motifleri bu dönemde yaygınlaşmıştır.
16. yüzyılın ortalarına doğru
nakkaşhanenin başına geçen Kara Memi'nin eserlerinde görülmeye başlanan lale,
gül, sümbül, bahar açmış meyva ağaçları, selvi gibi naturalist çiçek desenleri
Osmanlı sanatının ana teması olmuştur. Bu naturalist çiçekler, simetri ve
sonsuzluk prensibine bağlı kalınarak, belirli kompozisyon şemaları içinde
uygulanmıştır. Motifler tek tek kayan eksenler üzerinde yer almakta, dikey
olarak uzayan dal kıvrımları üzerinde sıralanmakta veya madalyonlar içinde
düzenlenmektedirler.
Duraklama içinde geçen 17. yüzyıldan sonra, Lale Devri
olarak adlandırılan 18. yüzyıl başlarında, 16. yüzyılın muhteşemliği yeniden
canlandırılmaya çalışılmıştır. Batı ile ilişkilerin gelişmesi sonucu Avrupa
sanatının etkileri görülmeye başlamaktadır. Klasik dönemin çiçek motifleri buket
  biçiminde düzenlenmiş, renk tonlamaları ile ışık-gölge etkisi verilmiştir.
Meyve  dolu tabaklar, perspektifin verildiği manzara resimleri, minyatür
sanatçısı Levnî'nin eserlerinde karşımıza çıkan eğlence ve giyim-kuşam biçimini
yansıtan  sahneler dönemin sevilen temalarıdır.
Avrupa sanatına ve yaşam
biçimine  duyulan ilginin 18. yüzyıl sonlarında giderek artması ile sanatta Türk
Rokokosu  olarak adlandırılan üslup yaygınlaşmıştır. Çiçekli girlantlar, iri
akantus  yaprakları, meyve dolu sepet ve tabaklar, kurdele ve fiyonklar,
istiridye  kabukları, bereket boynuzları mimariden küçük sanatlara kadar tüm
sanat  dallarında uygulama alanı bulmuştur.

Osmanlılar’da gelişen sanat dalları; mimari, edebiyat, minyatür, musiki, tezhip, çinicilik,
hattatlık,  cam, seyirlik oyunlar ve tiyatrodur.

Zanaat dalları ise; dokuma,  halı, cilt, maden ve ahşap işleridir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder